Almanya’da Çoğu Kişinin Bilmediği Haklar
Almanya’ya ilk kez geliyorsanız, muhtemelen kafanızın içinde şu üç cümle dönüyordur:
“Ben neredeyim?”, “Bu insanlar neden bu kadar sessiz?” ve “Neden her şey dakik?”
Merak etmeyin, hepimiz böyle başladık. Almanya’ya alışmak biraz zaman alıyor ama doğru adımlarla bu süreç hem keyifli hem de komik anılarla dolu olabilir.
Hazırsanız, işte Almanya’daki ilk günlerinizde kesinlikle işinize yarayacak hafif mizahi rehberiniz.
1. İlk Gün: Bavulu Köşeye Bırak ve Şoku Atlat
Uçaktan iniyorsunuz… Herkes robot gibi sakin, kimse yüksek sesle konuşmuyor.
İlk düşünce: “Almanya’ya değil de sessiz modda bir başka boyuta mı geldim?”
O nedenle ilk yapmanız gereken şey:
Bavulu bir köşeye bırakın, odanıza geçin, bir çay demleyin (evet, çay Almanya’da da her şeyi düzeltir) ve yeni hayatınıza mini bir hoş geldin seremonisi yapın.
2. Anmeldung: Almanya’nın Level Atlatan Tapusu
Adres kaydı (Anmeldung) olmadan Almanya’da neredeyse hiçbir şey yapamazsınız.
Hatta bazen şöyle hissettirebilir:
Kapıda görünmez bir görevli “Anmeldung yapmadan bu ülkeye giremezsin!” diyecekmiş gibi.
Gerçek şu:
Bürgeramt randevusu → Adres kaydı → Hayat başlar.
Bunu hallettikten sonra “Almanya’da işler çözülmeye başladı” hissi gelir.
3. Banka Hesabı Açmak: Alman Bankacıların Asık Suratlı Sınavı
Bankaya gittiğinizde kimlik ve Anmeldung belgenizi göstereceksiniz.
Bankacılar genelde fazla gülmez; bu onların kötü niyetinden değil, Almanlıklarından.
Ama merak etmeyin, işlem hızlı biter.
Ve hesabınız açılınca iç ses şöyle der:
“Evet… Avrupa vatandaşı gibi hissetmeye başladım.”
4. Sağlık Sigortası: “Bu iş neden bu kadar ciddiye alınıyor?”
Almanya’da sağlık sigortası şaka değil. Mecburî, net ve tartışmaya kapalı.
Kartınız gelince bir süre cüzdanda saklayıp arkadaşlara göstermek isteyebilirsiniz:
“Bak, Alman oldum gibi bir şey…”
Doktora giderken de kartı uzatıyorsunuz, gerisini onlar hallediyor. Oldukça konforlu.
5. Toplu Taşıma: “Dakiklik” Kelimesinin Canlı Örneği
Almanya’da tren kaçırırsanız, %95 ihtimalle sorun trenin değil sizindir.
Burada “2 dakika sonra gelir” cümlesi gerçekten 2 dakika demektir.
Bir de bilet kontrolüne denk gelirseniz, o sert bakışlı kontrolcü amca için sakın heyecan yapmayın. Biletiniz tamamsa sorun yok.
Bilet yoksa… geçmiş olsun. Alman mizahı yoktur ama cezaları ciddidir. 🙂
6. Market Kültürü: Sessizlik, Ucuzluk ve Jet Hızı Kasiyerler
Almanya’da marketler tam bir deneyimdir:
Herkes sessiz
Fiyatlar Türkiye’ye göre cazip
Kasiyerler… ışık hızında!
Kasaya geldiğinizde “O kadar hızlı koymayın, yetişemiyorum!” diye iç geçirmeniz normal.
Bir de poşet yok, ya da paralı. Yani yanınızda çanta taşımayı öğreniyorsunuz; yoksa kucağınıza domates, süt, ekmek birikmiş halde marketten çıkabilirsiniz.
7. Çöp Ayrıştırma: Almanya’nın Gizli Cumhurbaşkanlığı Görevi
Almanya’da çöp atmak, basit bir iş değildir.
Plastik ayrı, kağıt ayrı, organik ayrı, cam ayrı…
İlk başta şöyle düşünürsünüz:
“Bu çöpler benim mantığımdan daha organize.”
Zamanla alışıyorsunuz ama ilk günlerde yanlış kutuya yanlış şey atınca bile kendinizi suçlu hissedebilirsiniz.
8. Almanca: Zor Ama Komik Yanı Çok
Almanca öğrenirken karşınıza şöyle kelimeler çıkabilir:
“Krankenhausversicherungskarte”
Bu kelimeyi görüp “Ben nereye geldim?” demeyen yoktur.
Ama günde 5 kelime bile öğrenseniz hayat kolaylaşır. Almanlar da çabanızı görünce gerçekten takdir eder.
9. En Önemlisi: Kendinize Zaman Tanıyın
Yabancı bir ülkede ilk haftalar herkes için karışıktır.
Zamanla şunu fark edeceksiniz:
Trenleri artık kaçırmıyorsunuz
Market kasiyerlerinin hızına ayak uyduruyorsunuz
Çöp ayrıştırmada profesyonelleşiyorsunuz
Almanca konuşurken artık korkmuyorsunuz
Ve bir gün fark edeceksiniz…
“Evet ya, buraya alıştım!”
Sonuç:
Almanya’ya gelmek büyük bir değişim ama eğlenceli bir macera.
Küçük hatalar yapacaksınız ama hepsi tatlı anılar olacak. Kendinize gülün, süreçten keyif alın ve unutmayın: Buraya gelen herkes aynı yoldan geçti.
Yeni hayatınız bol kahkahalı, bol başarı dolu olsun!
